ÖZET

Serbest Cumhuriyet Fırkası ile ilgili bildirinin amacı söz konusu döneme ışık tutacak özgün bir değerlendirme oluşturabilmektir. Farklı kişilerin yaptıkları araştırmalar sonucu yazdıkları veya ortaya çıkardıkları fikirlerden etkilenmeden, dönemin koşullarını, halkın durumunu, devletin demokrasiden beklentilerini ve yapılan reformları objektif bir şekilde aktarmak başlıca amaçtır.

Bu amaca ulaşmak için araştırma boyunca dönemin gazetelerinden ve çeşitli dergilerden faydalanmak, özgün bir fikir edinebilmek için en uygun ve birincil araçtır. Kütüphanelerde ve elektronik ortamda bulunan bu gazete arşivlerinden yaklaşık dört aylık bir dönem analiz edilmiştir.

Döneme ait gazeteler ve dergiler analiz edilmiş bir takım bulgulara ulaşılmıştır. Bu veriler; söz konusu dönemin ekonomik koşullarını, siyasi ve toplumsal yapısını net bir biçimde ortaya koymuştur. Demokratikleşme hareketinde, yine bu gazetelerden yola çıkarak iki farklı görüşü savunan cephelerin bulunduğu söylenebilir. Mustafa Kemal’in yapmaya çalıştığı demokrasi reformuna karşı İsmet Paşa’nın faaliyetleri Türk Demokrasisine beklenen katkıyı sağlamamıştır.

Yapılan araştırmalar sonucunda bulunan bulgular objektif bir şekilde incelenmiştir. Ulaşılan sonuç Türk toplumunun demokrasiye bağlılığını göstermektedir. İncelenen gazetelerden ulaşılan bir başka sonuç bize sağlam demokrasinin getirdiklerini göstermektedir. Başarılı bir çoğulcu siyaset, beraberinde sağlıklı bir ekonomi ve yüksek refah seviyesi getirmektedir. Serbest Cumhuriyet Fırkası deneyimi başarısız olsa da demokrasinin kazanımlarını ortaya koymaktadır.

Anahtar Kelimeler

Ali Fethi Okyar, Türk Demokrasisi, Çoğulculuk ilkesi, İzmir Olayları

Tarihimizin bu önemli olayını analiz etmeye başlamadan önce demokrasi, özellikle de çok partili hayatın ne olduğu hakkında bilgi edinmemiz gerekmektedir. Kısaca halk iktidarı anlamına gelen demokrasi, tüm yurttaşların haklarını güvence altına alarak çoğunluk iktidarının belirli kurallar içinde yürütme gücünü kullandığı rejimdir. Bir devlet biçimi olan cumhuriyetin tam anlamıyla gerçekleşmesi ülke içinde demokrasinin uygulanmasıyla sağlanabilir. Cumhuriyet ve demokrasi ile yönetilen ülkelerin en önemli özelliği vatandaşların tercihleri doğrultusunda yaşamalarının mümkün olmasıdır. Cumhuriyet yönetiminin amacı milli iradenin ve milletin farklı görüşlerinin önündeki engelleri kaldırarak çoğulculuğun önünü açmaktır. Çoğulculuk, vatandaşların farklı görüşleri temsil eden partiler arasında seçim yapabilmesi, farklı düşüncelerin yönetimde söz sahibi olabilmesi anlamına gelmektedir. Halk, kendini yönetirken gerektiği zamanlarda ve belirlenen aralıklarda seçimleri kullanır. Dolayısıyla seçimler demokrasilerin ayrılmaz bir parçasıdır. Tam anlamı ile demokratik bir ortamı oluşturabilmek için her kesime kendi fikrini ifade edebilme ve bunu sandıklara yansıtabilme hakkı verilmelidir.

Tek partili rejimlerde demokrasinin çoğulculuk ilkesi eksik kalmaktadır. Seçmenler sandığa gittikleri zaman birkaç seçimle karşılaşabilir, ancak bunlar aynı parti içerisinden aynı görüşlere sahip kişiler olacaktır. Çok partili siyasi sistemlere baktığımız zaman ise görmekteyiz ki her kesim, her görüş, her fikir kendini partiler bazında seçimlerde temsil edebilmektedir. Bu ise halka tam manası ile bir düşünce ve fikir özgürlüğü sunmaktadır. Çok partili hayat ülke ekonomisi ve yönetimi açısından birtakım kazanımlara sahiptir. Bunların en önemlisi yönetimi denetleyecek ve çözüm üretecek bir merciinin bulunmasıdır.

Türkiye ise bazı sebeplerden dolayı bu faydalardan 1946 senesine kadar mahrum kalmıştır. Ancak çok partili hayat ve ileri demokrasi kavramları kısmen de olsa o dönemde ülkemize yabancı değildir. Türk Siyaseti çok partili hayatla 2. Meşrutiyet yıllarında tanışmıştı. Cumhuriyetin ilanından sonra meclisimizde ikinci Meşrutiyet döneminde karşılaştığımız kısmi çoğulculuğu dahi görememekteyiz. Bazı denemeler yapılsa da demokrasimizi tek parti prangasından kurtarmak uzun süremizi almıştır.

Bu denemelerden birisi Serbest Cumhuriyet Fırkasıdır. Gazi Mustafa Kemal yaptığı köklü değişikliklere bir yenisini, çok partili hayatı eklemek için çalışmış ancak İsmet İnönü ile bu konu hakkında fikirlerinin ters düşmesi, basının bazı faaliyetleri ve yeni fırkanın zafer sarhoşluğu ile aceleci davranması yüzünden hayatı boyunca bu reformun gerçekleştiğini görememiştir. 1924 senesinde kurulan ve Şeyh Said isyanından dolayı kapatılan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasının ardından 1930 senesinde Serbest Cumhuriyet Fırkası ile bir kez daha reform denemesi yapıldı. Bu deneme Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasının aksine kontrol altında tutulan ve atacağı adımlar daha önceden belli olan bir adımdı (Tuncay, 1999).

Mustafa Kemal bu projede yeni partiyi kurması için yakın dostu Ali Fethi’yi (1880-1943) görevlendirdi. 29 Nisan 1880’de bugünkü Makedonya’da yer alan Pirlepe’de doğan Fethi Bey, ilköğrenimini Manastır’a tamamladı. Daha sonra Rüştiye ve Manastır Askerî İdâdîsi’ndeki tahsilini de burada bitirdi. 1898’de başkent İstanbul’da bulunan Mekteb-i Harbiyye’ye girdi. Mustafa Kemal ile Manastır Askerî İdâdîsi’nde başlayan dostlukları uzunca bir süre devam etti. Sultan II. Abdülhamit’in tahtta bulunduğu o yıllarda İttihat ve Terakkî Cemiyeti saflarına katıldı. O dönemde Jön Türkler tarafından ülkeye sokulan yasak yayınları okudu, fikir dünyası büyük bir değişim gösterdi. Zamanla İttihat ve Terakkî Cemiyetinin askeri kanadına katılan Ali Fethi Bey, Hareket Ordusu’nun kurmaylarından biri oldu. Sultan II. Abdülhamit’in tahttan indirilmesinden sonra Sultan’ı Selanik’e götüren muhafız birliğinin başında yer aldı. 1911 Trablusgarp’ın işgalinde gizlice Tunus sınırından geçerek İtalyanlara karşı yararlılık gösterdi. Balkan Savaşı sırasında Boğazları korumakla görevli Bahr-i Sefîd Boğazı Kuvâ-yı Mürettebesi’nin kurmay başkanı olarak görev yaptı. 1912’de Meclis-i Meb’ûsan’a milletvekili olarak girdi. Bâbıâli baskınının ardından ITC genel sekreterliğini Eyüp Sabri Bey’e bıraktı. 1913’te Sofya’ya büyükelçi olarak giderken Mustafa Kemal’i yanına ataşemiliter olarak aldı. Bulgar kralı tarafından Sivil Liyakat ve Şecaat nişanlarıyla ödüllendirildi. İstanbul’a döndükten sonra üçüncü dönem İstanbul mebusu olarak meclise girdi. Dâhiliye Nazırlığına kadar yükseldi. Mustafa Kemal ile birlikte Minber gazetesini çıkardı. 1919’da Malta’ya sürgün edildi. Avrupa’da Münih’ten Roma’ya kadar birçok yeri gezdi. Yurda döndüğünde milli mücadeleye katıldı ve iki defa başbakan oldu (Göçmen, M., Ali Fethi Okyar, TDVİA).

Ali Fethi Bey hakkında önemli olan asıl nokta Mustafa Kemal ile ortak yanları. Rüştiye yıllarında başlayan dostlukları uzunca bir süre devam etti. Osmanlı Devleti’ni içine düştüğü çıkmazdan kurtarmak için beraber çalıştılar. Fikirleri, düşünceleri beraber gelişti ve en önemlisi İstiklal Savaşı sırasında ülkemizin temel taşlarını birlikte yerleştirdiler. Ali Fethi bu yönleri ile bakıldığında siyasi tarihimiz açısından önemli bir yer tutmaktadır. Ancak ilerleyen dönemlerde yaşanan politik çekişmelerde Mustafa Kemal ile dostlukları yıprandı. Öyle ki Fethi Bey, Mustafa Kemal’in isteği ile kurduğu partisini yine Mustafa Kemal ile ters düşmemek için doksan dokuz gün sonra kendisi fesih etti.

Öncelikle Gazi Mustafa Kemal’i bu reformu yapmaya iten sebep neydi? Halk Fırkasının tek başına demokrasinin ihtiyaçlarını karşılayamamasıdır. Bahsettiğimiz bu kural dünyanın neresinde ve hangi parti ile olursa olsun hiçbir tek partili rejim demokrasinin ihtiyaçlarını tam anlamıyla karşılayamaz. Türk Toplumunun ortak ilkesi haline gelen “Muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkma” görüşü çok partili hayat olmadan eksik kalacaktır. Günümüzün modern devlet ve demokrasilerinde muhalefetler kelime anlamının aksine karşı çıkmak için değil, rekabet ortamı yaratmak için vardır. Muhalefetin olmadığı demokrasiler bir anlamda modern sisteme ayak uyduramamış, eksik demokrasilerdir. Türkiye’deki muhalefet eksikliği Serbest Cumhuriyet Fırkası denemesinin üçüncü sebebidir.

Diğer bir sebep şuydu: 1929 senesinde Amerika Birleşik Devletleri’nde Wall Street’in çökmesiyle başlayan ve kısa sürede sanayileşmiş Avrupa’ya yayılan kriz bütün dünyayı vurmuştu. Almanya’da Adolf Hitler ve faşist iktidarın yolunu açan bu krizin Türkiye’yi etkilememesi imkansızdı. Henüz sanayisini geliştirememiş olan Türk ekonomisi tarım ve ham madde ihracatına dayalıydı. Avrupa devletlerinin krize sürüklenmesi ile dünyanın en büyük ham madde pazarlarından biri olan batı dünyası ham madde talebini azalttı. Bu da Türkiye gibi ekonomisinin bel kemiğini ham madde ihracatı oluşturan ülkelerin de krize sürüklenmesine sebep oldu. Hükümet Türkiye’de bu dönemde devletçi bir politika izlemeyi tercih etti. Bütün dünyada hızla yayılan liberalizmin aksine hareket eden Türkiye’de devlet ekonomiyi denetiminde tutuyordu. Ekonomi tarımın tekelinden çıkarılmaya çalışılıyor, ancak bu liberalizm ile yapılmadığı için halka zarar veriyordu. Yabancı yatırımcıya izin verilmemesi yıllardır savaşlardan yeni kurtulmuş Türk toplumunda yatırım gücünün bulunmaması kısa sürede krizin etkilerini derinleştirdi. Serbest Cumhuriyet Fırkasının ve Ali Fethi Okyar’ın ekonomik planlamalarına ilerde değindiğimiz zaman bahsettiğimiz ikinci neden daha net bir şekilde belli olacaktır.

Yeni fırka 12 Ağustos 1930 tarihinde kurulmadan hemen önce 11 Ağustos tarihli Cumhuriyet gazetesine bakacak olursak bahsettiğimiz tüm sebeplerin kanıtlarını görebiliriz. Gazete manşetinde “Yeni Fırkanın Teşekkülü Demokrasinin İnkişafını Temine Yarayacaktır” demişti (Cumhuriyet Gazetesi, nr.2249).

11 Ağustos 1930 Cumhuriyet Gazetesi

Yani basında, siyasilerde, toplumda çok partili hayatın demokrasinin ayrılmaz bir parçası olduğunun farkındaydı. Bir muhalefet bulunmadan demokrasi anlayışının yerleşmeyeceği fikri tüm ülkeye hâkimdi. Gazete aynı sayısında Fethi Bey’in Mustafa Kemal’e yazdığı aşağıdaki mektupta ülkenin içinde bulunduğu iktisadi ve mali vaziyete dikkat çekmiştir:

“Paris’te bulunduğum beş buçuk sene müddet zarfında hariçten memleketimizi ahvalini takip ve tetkik ettim. Hemen her sene mezuniyet alarak vatanımda geçirdiğim kısa müddetler esnasında müşahedelerimin verdiği intibalarla tetkiklerimi tamik etmekten hali kalmadım. Hasıl ettiğim fikir ve kanaatlerimi arzetmekliğime müsaadei celilelerini istirham ederim. Yeknazarda göze çarpan ve umumiyetle hissolunan bir sıkıntı vardır ki, bu da mali ve iktisadi vaziyetimizin geçirmekte olduğu buhrandır. Filvaki, mevaddı iptidaiye fiatlarında dünya piyasasında hasıl olan düşkünlük hemen her memleketin iktisadi faaliyetinde az çok bir durgunluk vücuda getirmiştir. Ancak, memleketimizde diğer yerlere nazaran daha fazla hissolunan iktisadi müzayakaya bu umumi esbaptan maada hükümetin beş seneden beri takip etmekte olduğu mali ve iktisadi siyasetin amil olduğuna kailim. Hükümet, mali kudretimizle gayrimütenasip ve bugünkü nesil için gayrimüsmir masraflara girişmiş ve bu masrafları temin için halkın tahammülü fevkinde vergiler koymuş ve dahili san’atlar ve mahsullerimiz hakkile bimaye ve teşvik edilmemiş olması yüzünden ihracatımıza seneden seneye noksan arız olmuştur. Hükümetçe ihtiyar edilen fedakarlıkların büyük bir kısmı pek ağır faizlere ve dolayısıyla döviz mubayaatına sarfedilmiştir. Milli paramız endişeli surette sükut etmek tehlikesi gösterinceye kadar paramızın kıymetini tesbit için esaslı bir tedbir alınmamıştır. Bu hallere ilaveten tevzii adalet hususu ile dahili ve harici siyasetlerdeki noksanları dahi tafsil ederek maruzatımı uzatmak arzu etmiyorum.” demiştir. (Cumhuriyet Gazetesi, nr. 2249).

Fırkanın kuruluş günü olan 12 Ağustos Salı günü tarihli gazetelere baktığımızda çok ilginç ve bir o kadarda döneme ışık tutan bir karikatür görürüz. Karikatürde Türkiye bir kadın heykeli olarak tasvir edilmiş, Halk Fırkasının temsil ettiği tek kanat ile yükselememektedir. Mustafa Kemal ise bir diğer kanat olan Serbest Fırkayı takma isteğini İsmet Paşa’ya sebepleriyle söylemektedir (Cumhuriyet Gazetesi, nr. 2250). Bu karikatür ilerleyen tarihlerde Gazi Mustafa Kemal yeni fırka ile bir ilişkisinin olmadığını söylese de halkın Reisicumhurun bu reformu yapmaya çalıştığını bildiğinin kanıtıdır. Yine karikatürden yola çıkacak olursak Gazi’nin Halk Fırkasının yetersiz olduğunu düşündüğü kanısına dönemin basını ve toplumu ulaşmıştır.

12 Ağustos 1930 Cumhuriyet Gazetesi

Gazetenin aynı sayısında İsmet Paşa’nın sözleri dikkatimizi çekmektedir. Başvekil İsmet Paşa, Fethi Bey’e güveninin tam olduğunu ve muhalefet isteğini ortaya koyarak bir bakıma demokrasiye bağlılığını göstermiştir. Ancak ilerleyen tarihlerde yaşanacak birtakım olaylar İsmet Paşa’nın demokrasimizin kendinden istediklerini karşılayamadığının göstermiştir. Gazeteler söz konusu dönemde adeta bir hükümet sözcüsü görevi görmüştür. Basının taraflı yayını demokratik gelişmemiz adına bizim için bir engeldi. Reisicumhur her ne kadar reformu istese de basının toplumu yönlendirmesinden kendisi de etkileniyordu. Fethi Bey’in İzmir gezisinin ardından Gazi Mustafa Kemal’in Cumhuriyet gazetesine gönderdiği mektup bunun kanıtıdır. Bu hususa İzmir gezisinin ardından değineceğiz.

Basın bu dönemde Reisicumhurdan tam bir özgürlük teminatı alabilseydi ne olurdu? Dönemin Hükümetinin her an bir sindirme politikasına başvurma ihtimali muhalifleri sürekli baskı altında tutuyordu. Söz konusu dönemde Gazi Mustafa Kemal’in hem Cumhuriyet Halk Fırkası Umumi Reisi hem de Reisicumhur idi. Bu durumda Reisicumhurdan basın hürriyeti konusunda alınacak bir teminat topluma politik tercihlerinde alternatif oluşturabilirdi. Bu da Serbest Cumhuriyet Fırkasının kapanma sebeplerinden biri olan basın etkisini önler ve yeni fırkanın daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlayabilirdi. Ancak yeni fırkanın yeterince teşkilatlanamaması, programının yetersiz olması gibi faktörler başarısını kısıtlıyordu. Serbest Cumhuriyet Fırkası girişimine hem bu açıdan hem de basın hürriyeti açısından “Şartları oluşturulamamış güdümlü bir demokratik hareket” desek yanlış olmaz.

13 Ağustos 1930 Çarşamba günü yeni fırkanın programı gazetelerden halka arz edildi (Cumhuriyet Gazetesi, nr.2251). Cumhuriyet gazetesinin manşetinde yer alan ibare halkın en büyük sıkıntılarından birinin vergiler olduğunu göstermiştir. Halk verdiği vergiler ile aldığı hizmetin oranını yeterli bulmamıştır.

13 Ağustos 1930 Cumhuriyet Gazetesi

Serbest Fırka, Halk Fırkasının eksikliklerini tamamlayacak denetim kurulu olarak tasarlanmıştı. Dolayısıyla programında eksikliklerine değindiğini görebiliriz. Birinci maddede Cumhuriyetin temel ilkelerine olan bağlılık ve bu esasların toplumca benimsenmesi hususu üzerinedir. İkinci madde vergilerin azaltılacağı belirtilmiş ve yolsuzluklardan şikâyet edilmişti. Üçüncü maddede Devlet gelirlerinin en verimli şekilde kullanılmasına ve bayındırlık sahasında yapılan girişimlerin masraflarının bir kuşağa yükletilmesine karşı çıkmaktadır. Dördüncü madde Türk parasının kıymetinin korunması ülkemizde yatırım yapmak isteyen yabancı yatırımcıya izin verilmemesi hakkındadır. Serbest Fırka bu konunun üstünde de sıkça duracaktır. Liberal bir ekonominin şart olduğu söylenecek ve devletçi politikalar eleştirilecektir. Serbest Fırka, ilk madde göz önüne alınmadığı takdirde Halk Fırkanın tam aksi yönde bir politika izleyeceğini programından belli etmişti. Bundan dolayı kısa süre içerisinde gazetelerin dilinin değiştiğine şahit olacağız.

30 Ağustos 1930 İnkılap Gazetesi

30 Ağustos tarihine gelindiğinde arşivlere artık karşımıza yeni bir gazete çıkmaktadır. Yayın hayatı boyunca sert dilinden taviz vermeyecek İnkılâp Gazetesi. Bunu o günkü sayısından da anlayabiliyoruz. Serbest Fırkalıları resmeden bir karikatürde verilmek istenen mesaj çok nettir. Bir tepedeki koltuğa tırmanmaya çalışan Ali Fethi ve arkadaşları tasvir edilmiş altına düşülen notta da “Vah zavallılar vah vatan için ne zahmetlere katlanıyorlar!” denmiştir (İnkılâp Gazetesi, nr. 1). Cumhuriyet gazetesinin aksine İnkılâp gazetesinin açıktan Halk Fırkasının sözcülüğü yapması seçimleri çok etkilemişti. Serbest Fırkanın basından destek bulamaması halka yeterince ulaşamamasına yol açıyordu. İnkılâp gazetesinin aynı sayısında kadınlar üzerinden Serbest Fırkaya yükleniliyordu. Halk Fırkası kadınları hürriyetlerine kavuşturan parti olarak tasvir edilirken Serbest Fırkaya daha ne özgürlüğü vereceği sorusu soruluyordu. Aslında bu haber Serbest Fırkaya yönelik değildi. Üstü kapalı bir biçimde halka “Size tek fırka yeter! Sizi ancak İsmet Paşa yönetir.” denmek isteniyordu.

30 Ağustos 1930 Cumhuriyet Gazetesi
1 Eylül 1930 Cumhuriyet Gazetesi

1 Eylül 1930 tarihinde İnkılâp gazetesinde yer alan haberde Serbest Fırkanın İstanbul için Belediye başkan adaylarını belirlediği yazıyordu. Bu adayların üçünün Rum, ikisinin Ermeni ve ikisinin Yahudi olduğu belirtilerek Fethi Bey’in azınlıklar üzerine bir propaganda yürüterek seçimlerde oy kazanmaya çalışacağı söyleniyordu. Hemen bu haberin altında ise CHF’nin her yerde zafer kazandığı söylenerek muhalefetin başarısız olacağı fikrini halka aşılamaya çalışıyorlardı. Bütün bunların yetersiz kalacağını düşünmüş olacaklar ki gazete doğrudan “Reyinizi Halk Fırkasına verin!” diyordu. Bütün bunlar ve İzmir gezisinde yaşanacak olanlar aslında muhalefete bir mesaj niteliğindeydi. Serbest Fırkanın seçimlere katılması kesinlikle istenmiyordu.

4 Eylül 1930 Cumhuriyet Gazetesi

4 Eylül 1930 tarihine gelindiğinde Ali Fethi Bey; Haydar, Ahmet ve Tahsin Beylerinde bulunduğu bir heyet ile İzmir’e ulaştı. Halkın Fethi Bey’e olan sevgisini Cumhuriyet gazetesinin şu cümlelerinden anlayabiliriz; “Sandalla gelip vapura atlayanlar Fethi Bey’e sarılıyorlardı. Birçokları ağlıyor… Rıhtımda, üzerine vuku bulan ilk tehacümle Fethi Bey’in ceketi yırtıldı. Bu esnada denize düşenler, ezilenler ve çiğnenenler oldu. Davullar, zurnalar çalıyordu…”(Cumhuriyet Gazetesi, nr. 2273). Halkın, Serbest Fırkayı bu kadar benimsemesinin ve Fethi Bey’i bu kadar sevmesinin sebebi belliydi. Halk gelecek umudunu Fethi Bey ve Serbest Fırkada görmüş, Fethi Bey’in konuşmasını ertesi gün yapacak olmasına rağmen otelin önünü terk etmeyen kalabalık bunun bir kanıtıydı. Amerikan Büyükelçisi Grew Serbest Fırka hakkında “Yeni parti ülkenin siyasi ateşini ölçmek için bir termometre olmuştu; ateşin yüksekliğinden kimsenin şüphesi olamazdı” ifadelerini kullanmıştır (Kinross, 2010, s. 521).

6 Eylül 1930 Cumhuriyet Gazetesi

6 Eylül 1930 tarihli gazeteler İzmir’de yaşanan olaylara yer veriyordu. Anadolu matbaası taşlanıyor, yaşanan olaylarda biri 12 yaşında olmak üzere iki kişi ölüyor, 15 kişi yaralanıyordu (Cumhuriyet Gazetesi, nr. 2275). Bu olayın hemen öncesinde ise İzmir Valisi, Fethi Bey’e konuşma yapmamasını, güvenliği sağlayamayacaklarını söylemiş, Fethi Bey ise Gazi’ye telgraf çekerek durumu anlatmış ve Reisicumhurdan destek almıştı. 6 Eylül tarihli Cumhuriyet gazetesinde yer alan bir karikatür halkın duygularına tercüman olacak niteliktedir. Karikatürde İsmet Paşanın şimendifer siyaseti eleştiriliyor, Fethi Bey’in halka demiryolu değil daha iyi yaşam koşulları sunduğu belirtiliyordu.

7 Eylül 1930 tarihli Cumhuriyet gazetesi Fethi Bey’in konuşmasını saat dörtte yapacağını söylüyordu (Cumhuriyet Gazetesi, nr. 2276). İsmet Paşa ise Gazi Mustafa Kemal’in aksine hareket etmemek için İzmir Valisine bir telgraf çekerek güvenliğin sağlanmasını, ne olursa olsun Serbest Fırka liderinin konuşması gerektiğini belirtmişti. Liman şirketi çalışanları protesto ve Fethi Bey’i selamlama amacı ile greve başlamışlardı. Fırkanın kurulmasının üstünden henüz 26 gün geçmiş olmasına rağmen yaşanan olaylar toplumun Serbest Fırkaya teveccühünü gösteriyordu.

8 Eylül 1930 Cumhuriyet Gazetesi

8 Eylül 1930 tarihli gazetelerin manşetinde artık Fethi Bey’in nutku vardı. Fethi Bey’i 50.000 kişi heyecanla dinlemiş, İzmir’de yeni bir hadise yaşanmamıştı (Cumhuriyet Gazetesi, nr. 2277). Fethi Bey konuşurken sözleri sık sık alkışlarla kesiliyor, halk sevgisini belli ediyordu. Kendilerinin gericilikle suçlandığını söyleyen Fethi Bey, iddia sahiplerinin Serbest Fırkaya dil uzatma hakları bulunmadığını söylüyordu. Halkın ekonomik zorluklarına değinen Fethi Bey büyük bir destek almıştı. Ali Fethi Okyar’ın İzmir gezisi Türkiye Siyasi Tarihindeki dönüm noktalarından biridir. Halk Fırkası tarafından önü kesilmeye çalışılan bir muhalefetin halkın desteğiyle demokrasiye vurulan prangalardan kurtulma çabasını bu dönemde çıkmış gazetelerden görebiliriz. Fethi Bey’in İzmir gezisinde yaşananlar Türk toplumunun demokrasiye olan bağlılığının vücut bulmuş halidir desek yanlış olmaz. Halk, demokratik değerlere ve tercihlerine sahip çıkmak için Fethi Bey’in arkasında durmuştu.

9 Eylül 1930 Cumhuriyet Gazetesi

9 Eylül tarihli haberde İzmir’in kurtuluşu kutlanırken bir yandan da Reisicumhurun yeni fırka ile kat’iyyen bir ilgisi olmadığı ve bu yöndeki haberlerin hakikate aykırı olduğu söyleniyordu (Cumhuriyet Gazetesi, nr. 2273). Halk Fırkasının seçimlerden başarıyla çıkması Gazi Paşanın halkı yönlendirmesi ile mümkün olabilirdi. İsmet Paşa halkın oylarını yönlendirmek için Mustafa Kemal’in desteğine ihtiyaç duyuyordu. Çok geçmeden İsmet Paşa istediğini elde etti. Mustafa Kemal Cumhuriyet Gazetesine yazdığı bir mektubunda “Ben Halk Fırkasının Umumi Reisiyim.” demiştir.

Gazi Mustafa Kemal’in dahi bu cümleyi kurması Türk demokrasisinin ne kadar büyük adımlara ihtiyaç duyduğunun göstergesidir. Bu yeni muhalefet devletin en üst kademesinden en alta kadar herkes tarafından aynı şekilde görülüyordu: Kontrol altında tutulan, amaçları ve adımları önceden belirlenmiş, iktidar olma ihtimali verilmeyen bir parti. Serbest Fırkanın ilk günlerinde bu fikirlerini açıkça öne sürmeseler de hem gazeteler hem de siyasiler ilerleyen dönemlerde önünü kesmek için her türlü yolu denediler. Serbest Fırkalıların aceleci davranışları da Halk Fırkasının faydasına oldu. Belediye seçimleri öncesinde halktan görülen heyecan ve sevgi, seçimlerde alınan kısmi bir başarı ile birleşince Serbest Fırka gözünü iktidara dikti. Seçimlerde hile yapıldığı ileri sürüldü, Halk Fırkasının aslında seçimleri kaybettiği söylendi. Onların bu tavırları Gazi Mustafa Kemal’in de kendilerinden soğumasına yol açtı. Öyle ki ilerleyen tarihlerde Gazi Mustafa Kemal iktidarın bir rakip tarafından sallanmasını ülkenin çıkarları için tehlikeli görmüştür. Aslına bakıldığında bu fikir kısmen doğrudur. Çünkü Serbest Fırkalılar iktidar için hızlı adımlar atarak çok düşman kazanmışlardı.

Ali Fethi Bey’i fırkasını kapatmaya yönelten sebepleri Mete Tunçay şu şekilde sıralamaktadır; birincisi programının eksik olması, ikincisi teşkilatlanmasının eksik olması, üçüncüsü müstakil bir fırka gazetesinin olmaması, dördüncüsü ise halkın heyecanına ve coşkusuna tam manasıyla karşılık verememesi (Tuncay, 1999). Serbest Fırka kendi eksikliklerini tamamlayamadı ve rakiplerinin iddialarını çürütemediği için hızla geliştiği gibi hızla düşüş geçti. 17 Aralık 1930 tarihinde Ali Fethi İçişleri Bakanlığına partisini fesih ettiğini bildirdi. Basının ve siyasilerin baskısına daha fazla dayanmaya çalışması Gazi Paşa ile aralarının açılmasına sebep olacaktı. Ali Fethi yakın dostu ile arasının bozulmaması için partisinin siyasi hayatına kendisi son verdi.

Serbest Cumhuriyet Fırkası denemesi başarı sağlayamadı. Ancak çoğulculuk ilkesinin pekişmesini sağladı. İleride iktidara kadar yükselecek olan Demokrat Partinin aynı hataları yapmaması için bir emsal teşkil etti. Bu hareketin Türk Demokrasisinde kilometre taşı olmasının sebeplerinden biri benim kanaatimce budur. Tek parti iktidarına karşı başarı sağlamak güç ile değil, sabır ile olacaktır. Serbest Fırka en büyük hatasını burada yaptı. Yavaş bir biçimde halkın gönlüne işleyerek iktidara yürümek yerine hızla halktan aldığı bir anlık şevkle iktidara yürümeye çalıştı. Bu hareketin başarısızlığının yükünü dönemin hükümetine ve basına yüklemek doğru olmaz. Reisicumhur gereken desteği ilerleyen dönemlerde verememiş, hükümet demokrasinin kendisinden istediklerini karşılayamamış ve Serbest Fırka ise hükümeti denetlemek yerine iktidar hırsına kapılmıştı. Mete Tunçay bütün yaşananları şu satırlarla özetlemektedir;

“Başarı belirtileri, SCF’nin hızla iktidara gelme isteğini kamçılamış, partinin sonunu hazırlayan en önemli etken de bu olmuştur. Gazi’nin Fethe Bey’e: “Ben [partiler arası tarafsızlık konusunda] sözümde duruyorum. Fakat benim üzerimde bir de memleketi emniyet ve huzur içinde tutmak mesuliyeti var. Siz hemen birkaç ay içinde iktidara gelmek için uğraşıyorsunuz. Hiç beklemeğe tahammül göstermiyorsunuz. Bugün iktidarda olanları düşürüp yerine geçecek olursanız bu memleketi emniyet ve huzur içinde ayakta tutabilecek misiniz? Bana bir kere bu kanaati vermelisiniz” dediği anlatılır. Açıkçası Cumhurbaşkanı âni bir iktidar değişikliğine hazır değildir”(Tuncay, 1999, s.272).

Serbest Cumhuriyet Fırka Kronolojisi [12 Ağustos-17 Aralık 1930]

12 Ağustos: Serbest Cumhuriyet Fırkasının kurulması için İçişleri Bakanlığına başvuru yapıldı.
13 Ağustos: Serbest Cumhuriyet Fırkası programını açıkladı.
14 Ağustos: SCF nin İstanbul ve Ankara şubeleri açıldı. Parti fiilen kuruldu.
15 Ağustos: Bakanlık SCF nin kuruluşunu onayladı.
16 Ağustos: Fethi Bey Cumhuriyet gazetesine ilk demecini verdi. Hükümete yüklendi.
17 Ağustos: Fethi Bey İstanbul’da fırka merkezinde mesaisine başladı.
18 Ağustos: Başvekil İsmet Paşa bütün siyasi kesimleri muhafaza edeceğini açıkladı.
19 Ağustos: Fethi Bey Yalova’ya gitti.
20 Ağustos: Fethi Bey ve İsmet Paşa ardarda Gazi Mustafa Kemal ile görüştü.
21 Ağustos: SCF Şehir meclisleri için adaylarını belirlemeye başladı.
22 Ağustos: Dört vekil daha SCF ye katıldı. Yeni fırka ilk mitingini yaptı.
23 Ağustos: İsmet Paşa, Fethi Bey’i Sivas’a davet etti.
24 Ağustos: Fethi Bey en kısa zamanda iktidara geleceklerini açıkladı.
27 Ağustos: Üç vekil daha SCF ye geçti.
28 Ağustos: İsmet Paşa Sivas’a hareket etti.
30 Ağustos: Fethi Bey İzmir’e gideceğini açıkladı.
2 Eylül: SCF programında yer alan paranın değerini belirleyecek komisyon kuruldu.
3 Eylül: Muhalefet heyeti İzmir’e hareket etti.
6 Eylül: İzmir’de yaşanan olaylar sonucu biri 12 yaşında olmak üzere 2 kişi öldü 15 kişi yaralandı.
7 Eylül: İzmir’de olaylar durdu. Fethi Bey Mustafa Kemal’e durumu anlatan bir mektup yaazdı.
8 Eylül: Fethi Bey 50 bin kişiye hitaben konuşmasını yaptı.
9 Eylül: Fethi Bey Manisa’ya geçti. Olaylarda 6 kişi yaralandı.
10 Eylül: Gazi Paşa Halk Fırkasının Umumi Reisi olduğunu söyledi.
11 Eylül: Mustafa Kemal’in mektubu üzerine Fethi Bey İzmir’i terketti. Balıkesir’e geçti.
12 Eylül: Fethi Bey Balıkesir’de nutkunu okudu.
13 Eylül: Fethi Bey’in Ege gezisi bitti. İstanbul’a döndü.
16 Eylül: Fethi Bey’in Gümüşhane vekili olacağı açıklandı.
25 Eylül: Fethi Bey resmen vekil oldu.
26 Eylül: İsmet Paşa istifa etti.
27 Eylül: Yeni kabine kuruldu.
28 Eylül: Yeni kabine görevine başladı.
3 Ekim: Mecliste şiddetli kavgalar yaşandı. Hükümet 249 oyla güven oyu aldı.
6 Ekim: Seçimler başladı.
8 Ekim: Fethi Bey seçimde hile yaptığını ileri sürdü.
18 Ekim: Sandıklar İstanbul’da kapandı.
21 Ekim: Seçimler tüm yurtta bitti.
2 Ekim: Meclis açıldı. Gazi nutkunu okudu.
8 Ekim: İsmail Hakkı Bey SCF İstanbul Reisliğinden istifa etti. Kabul edilmedi.
10 Ekim: Cumhuriyetçi fırkalar birliği fikri ortaya atıldı.
13 Ekim: Dâhiliye Vekili SCF ye seçimlerdeki tutumu yüzünden ağır ithamlarda bulundu.
16 Ekim: Hükümet 214 oyla güvenoyu aldı.
17 Ekim: Ali Fethi Okyar SCF’yi kuruluşundan 97 gün sonra fesih etti.

Kaynakça

Cumhuriyet Gazetesi, nr. 2249, 2250, 2251, 2273, 2274, 2275, 2276, 2277, 2278. [Cumhuriyet Gazetesi İmtiyaz Sahibi: Yunus Nadi Abalıoğlu; Mesul Müdür: Mehmet Agâh; Umumi Neşriyatı İdare Eden Yazı İşleri Müdürü: Abidin Daver, Hikmet Münif Ülgen, Kemal Salih; Baş Muharrir: Yunus Nadi Abalıoğlu]


İnkılâp Gazetesi, nr. 1, 3. [İnkılâp Gazetesi Mesul Müdürü Sabri Salim]


Göçmen, M., Ali Fethi Okyar. Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi (342-343). İstanbul: Türkiye Diyanet Vakfı.


Kinross, L. (2010), Atatürk, Bir Milletin Yeniden Doğuşu, İstanbul.


Tunçay, M. (1999), Türkiye Cumhuriyeti’nde Tek Parti Yönetiminin Kurulması (1923-1931), İstanbul.

Categories:

No responses yet

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir